Salesforce’un global operasyonlardan sorumlu başkan yardımcısı Andy Valenzuela’nın, Deloitte Consulting LLP İnsan Kaynakları Başkanı Kyle Forrest ile yaptığı ve Wall Street Journal’da yayımlanan görüşme, iş dünyasında yapay zekâ destekli çalışma modellerinin nereye evrildiğine ışık tutuyor. Aşağıda Valenzuela’nın değerlendirmeleri ve bu değerlendirmelerin iş yaşamında ne anlama geldiğine ilişkin öne çıkan noktalar yer almaktadır.


Valenzuela’ya göre kurumların ilk adımı, her rolün gerektirdiği becerileri objektif biçimde analiz etmek olmalıdır. Bu yaklaşım, hangi işlerin yapay zekâ ajanlarıyla desteklenebileceğini ya da otomasyona daha uygun olduğunu belirlemeyi kolaylaştırıyor. Böylece kuruluşlar, hem değişen koşullara uyum sağlamak hem de daha geniş kapsamlı dönüşümleri planlamak için işleri yeniden tasarlayabiliyor. Bu durum, yetenekli çalışanların daha kritik alanlara kaydırılmasına ve insan potansiyelinin en etkili şekilde kullanılmasına imkân tanıyor.


Valenzuela’nın vurguladığı bir diğer önemli nokta, sürekli olarak test eden, uygulayan, öğrenen ve kendini güncelleyen bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği. Başarıyı belirleyen şey, mükemmel koşulların oluşmasını beklemek değil; mevcut teknolojiyi değerlendirerek ilk adımı cesaretle atmak, deney yapmaktan çekinmemek ve sonuçlara göre sistemi geliştirmek. İnsan–yapay zekâ iş birliğine dayalı bir model inşa etmek için teknoloji, açık, net ve hedef odaklı bir planın parçası olarak iş akışlarına entegre edilmeli.

Burada amaç, insanı sistemin dışına itmek değil; insanların yaratıcılık, ilişki yönetimi ve strateji gerektiren alanlara odaklanmasını sağlamak. Yapay zekâ ise tekrar eden süreçleri üstlenerek veri temelli içgörüler üretmeli ve karar alma hızını artırmalıdır.


Valenzuela’nın yaklaşımında işin geleceği, insan iş gücü ile yapay zekâ ajanlarının birbirini tamamladığı bir model üzerine kuruluyor. Bu bakış açısı; yeniden beceri kazandırma, çalışanları uygun rollere yönlendirme, işleri yeniden tasarlama ve sorumlulukları yeniden dengeleme gibi adımların bütüncül şekilde ele alınmasını gerektiriyor. Çalışanların rollerinin nasıl evrildiği düzenli olarak değerlendirilmeli; teknoloji karşısında edilgen bir bekleyiş değil, fırsatları aktif olarak takip eden bir tutum benimsenmelidir.


Bu sürecin, iş yaşamının şimdiye kadarki en büyük dönüşümü olduğu sıkça dile getiriliyor. Yapay zekâ araçlarına erişim sağlamayan veya çalışanlarını bu araçları kullanma konusunda desteklemeyen şirketlerin geri kalma riski oldukça yüksek. Aynı şekilde çalışanların da artık iş yeri seçimlerinde yapay zekâ kullanımını dikkate aldıkları belirtiliyor. Adaylar, kurumların teknolojiyi ne ölçüde benimsediğine ve kendilerine sunulan dijital yeteneklere bakarak karar veriyor. Dolayısıyla yapay zekâya açık olmak, artık yalnızca bir verimlilik unsuru değil; yetenek çekmede doğrudan belirleyici bir faktör.


Bu dönüşüm sürecinde sürekli öğrenme kritik bir öneme sahip. Organizasyonların, beceri boşluklarını tespit eden ve çalışanları yeni rollere hazırlayan yapılandırılmış öğrenme modelleri geliştirmesi gerekiyor. Yapay zekâ ile iş birliği yapan çalışanların daha güçlü hissettiği, daha yaratıcı ve çözüm odaklı bir çalışma deneyimi yaşadığı görülüyor. Tekrarlayan işlerin azalması, insanların kendilerini geliştirmelerine ve daha anlamlı işlere yönelmelerine imkân sağlıyor. Bu durum yalnızca iş tatminini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda çalışanların yeni zorluklara daha kolay uyum sağlamasını ve özgüven kazanmalarını da destekliyor.


Valenzuela’nın altını çizdiği en önemli noktalardan biri, yapay zekânın entegrasyonu için net bir planın gerekli olduğu. Bir organizasyondaki hemen her rol, süreç ve etkileşim, gelişen teknolojilerle birlikte yeniden şekillenebilir. Bu gerçeği ekiplere anlatmak, çalışanların kendi rollerindeki potansiyel dönüşümü görmelerine yardımcı olur. En kritik tavsiye ise şudur: Henüz başlamadıysanız bile beklemeyin. Mükemmelliği hedeflemek yerine küçük adımlarla deneyin, ölçün ve geliştirin. Özellikle tüketici beklentilerinin hızla değiştiği günümüzde, bu dönüşüme geç başlayanlar önemli bir rekabet dezavantajı yaşayabilir. Bu adımları bugün atan şirketler ise yapay zekâ odaklı yeni dönemin liderleri olmaya adaydır.


Salesforce’un, “çalışmak için en iyi şirketler” listelerinde üst sıralarda yer alan bir kurum olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bu görüşler, hem şirket kültürünün hem de iş stratejilerinin yapay zekâ ile nasıl bütünleştiğine dair ipuçları sunuyor. Bu yazının, daha önce yayımlanan YAPAY ZEKÂ DÖNÜŞÜMLERİ (ABD–TÜRKİYE) KARŞILAŞTIRMASI başlıklı makale ile birlikte değerlendirilmesi, özellikle şirketlerin süreçlerini planlarken karşılarına çıkabilecek yol haritasını daha iyi görmelerine yardımcı olacaktır. Böylece hem bugünün gereklilikleri hem de yakın geleceğin olasılıkları konusunda daha gerçekçi bir öngörü oluşturmak mümkün hâle gelir.


DR. H.MURAT ÇEKİCİ

Salesforce’un global operasyonlardan sorumlu başkan yardımcısı Andy Valenzuela’nın, Deloitte Consulting LLP İnsan Kaynakları Başkanı Kyle Forrest ile yaptığı ve Wall Street Journal’da yayımlanan görüşme, iş dünyasında yapay zekâ destekli çalışma modellerinin nereye evrildiğine ışık tutuyor. Aşağıda Valenzuela’nın değerlendirmeleri ve bu değerlendirmelerin iş yaşamında ne anlama geldiğine ilişkin öne çıkan noktalar yer almaktadır.


Valenzuela’ya göre kurumların ilk adımı, her rolün gerektirdiği becerileri objektif biçimde analiz etmek olmalıdır. Bu yaklaşım, hangi işlerin yapay zekâ ajanlarıyla desteklenebileceğini ya da otomasyona daha uygun olduğunu belirlemeyi kolaylaştırıyor. Böylece kuruluşlar, hem değişen koşullara uyum sağlamak hem de daha geniş kapsamlı dönüşümleri planlamak için işleri yeniden tasarlayabiliyor. Bu durum, yetenekli çalışanların daha kritik alanlara kaydırılmasına ve insan potansiyelinin en etkili şekilde kullanılmasına imkân tanıyor.


Valenzuela’nın vurguladığı bir diğer önemli nokta, sürekli olarak test eden, uygulayan, öğrenen ve kendini güncelleyen bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği. Başarıyı belirleyen şey, mükemmel koşulların oluşmasını beklemek değil; mevcut teknolojiyi değerlendirerek ilk adımı cesaretle atmak, deney yapmaktan çekinmemek ve sonuçlara göre sistemi geliştirmek. İnsan–yapay zekâ iş birliğine dayalı bir model inşa etmek için teknoloji, açık, net ve hedef odaklı bir planın parçası olarak iş akışlarına entegre edilmeli.

Burada amaç, insanı sistemin dışına itmek değil; insanların yaratıcılık, ilişki yönetimi ve strateji gerektiren alanlara odaklanmasını sağlamak. Yapay zekâ ise tekrar eden süreçleri üstlenerek veri temelli içgörüler üretmeli ve karar alma hızını artırmalıdır.


Valenzuela’nın yaklaşımında işin geleceği, insan iş gücü ile yapay zekâ ajanlarının birbirini tamamladığı bir model üzerine kuruluyor. Bu bakış açısı; yeniden beceri kazandırma, çalışanları uygun rollere yönlendirme, işleri yeniden tasarlama ve sorumlulukları yeniden dengeleme gibi adımların bütüncül şekilde ele alınmasını gerektiriyor. Çalışanların rollerinin nasıl evrildiği düzenli olarak değerlendirilmeli; teknoloji karşısında edilgen bir bekleyiş değil, fırsatları aktif olarak takip eden bir tutum benimsenmelidir.


Bu sürecin, iş yaşamının şimdiye kadarki en büyük dönüşümü olduğu sıkça dile getiriliyor. Yapay zekâ araçlarına erişim sağlamayan veya çalışanlarını bu araçları kullanma konusunda desteklemeyen şirketlerin geri kalma riski oldukça yüksek. Aynı şekilde çalışanların da artık iş yeri seçimlerinde yapay zekâ kullanımını dikkate aldıkları belirtiliyor. Adaylar, kurumların teknolojiyi ne ölçüde benimsediğine ve kendilerine sunulan dijital yeteneklere bakarak karar veriyor. Dolayısıyla yapay zekâya açık olmak, artık yalnızca bir verimlilik unsuru değil; yetenek çekmede doğrudan belirleyici bir faktör.


Bu dönüşüm sürecinde sürekli öğrenme kritik bir öneme sahip. Organizasyonların, beceri boşluklarını tespit eden ve çalışanları yeni rollere hazırlayan yapılandırılmış öğrenme modelleri geliştirmesi gerekiyor. Yapay zekâ ile iş birliği yapan çalışanların daha güçlü hissettiği, daha yaratıcı ve çözüm odaklı bir çalışma deneyimi yaşadığı görülüyor. Tekrarlayan işlerin azalması, insanların kendilerini geliştirmelerine ve daha anlamlı işlere yönelmelerine imkân sağlıyor. Bu durum yalnızca iş tatminini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda çalışanların yeni zorluklara daha kolay uyum sağlamasını ve özgüven kazanmalarını da destekliyor.


Valenzuela’nın altını çizdiği en önemli noktalardan biri, yapay zekânın entegrasyonu için net bir planın gerekli olduğu. Bir organizasyondaki hemen her rol, süreç ve etkileşim, gelişen teknolojilerle birlikte yeniden şekillenebilir. Bu gerçeği ekiplere anlatmak, çalışanların kendi rollerindeki potansiyel dönüşümü görmelerine yardımcı olur. En kritik tavsiye ise şudur: Henüz başlamadıysanız bile beklemeyin. Mükemmelliği hedeflemek yerine küçük adımlarla deneyin, ölçün ve geliştirin. Özellikle tüketici beklentilerinin hızla değiştiği günümüzde, bu dönüşüme geç başlayanlar önemli bir rekabet dezavantajı yaşayabilir. Bu adımları bugün atan şirketler ise yapay zekâ odaklı yeni dönemin liderleri olmaya adaydır.


Salesforce’un, “çalışmak için en iyi şirketler” listelerinde üst sıralarda yer alan bir kurum olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bu görüşler, hem şirket kültürünün hem de iş stratejilerinin yapay zekâ ile nasıl bütünleştiğine dair ipuçları sunuyor. Bu yazının, daha önce yayımlanan YAPAY ZEKÂ DÖNÜŞÜMLERİ (ABD–TÜRKİYE) KARŞILAŞTIRMASI başlıklı makale ile birlikte değerlendirilmesi, özellikle şirketlerin süreçlerini planlarken karşılarına çıkabilecek yol haritasını daha iyi görmelerine yardımcı olacaktır. Böylece hem bugünün gereklilikleri hem de yakın geleceğin olasılıkları konusunda daha gerçekçi bir öngörü oluşturmak mümkün hâle gelir.


DR. H.MURAT ÇEKİCİ

DÖNÜŞÜMDE YOL ALANLARIN GÖRÜŞÜ

DÖNÜŞÜMDE YOL ALANLARIN GÖRÜŞÜ

DÖNÜŞÜMDE YOL ALANLARIN GÖRÜŞÜ

İletişim

İletişime Geçin

Dr. H. Murat Çekici

murat@hmcekici.com

Bilgileriniz gizli tutulacak ve izniniz olmadan paylaşılmayacaktır.

© 2026 Dr. H. Murat Çekici. Tüm hakları saklıdır.

İletişim

İletişime Geçin

Dr. H. Murat Çekici

murat@hmcekici.com

Bilgileriniz gizli tutulacak ve izniniz olmadan paylaşılmayacaktır.

© 2026 Dr. H. Murat Çekici. Tüm hakları saklıdır.

İletişim

İletişime Geçin

Dr. H. Murat Çekici

murat@hmcekici.com

Bilgileriniz gizli tutulacak ve izniniz olmadan paylaşılmayacaktır.

© 2026 Dr. H. Murat Çekici. Tüm hakları saklıdır.